Şampiyonluk kurtaran kaleci

Fernando Muslera tam 220 gün sonra Galatasaray kalesine geri döndü. Elbette bir kaleci için maç eksiği önemlidir. Elbette bir süre "tepki zamanı ...

 Şampiyonluk kurtaran kaleci

26.01.2021 - 5:00

Güncelleme : 26.01.2021 - 5:00

Fernando Muslera tam 220 gün sonra Galatasaray kalesine geri döndü. Elbette bir kaleci için maç eksiği önemlidir. Elbette bir süre “tepki zamanı” eskisi gibi olmayabilir. Ama Muslera öyle iyi bir profesyonel ve öyle büyük bir tecrübe ki daha geldiği ilk gün farkını gösterdi. Topu oyuna sokuşları, hamle zamanlaması ve her şeyden önemlisi önündeki takım arkadaşlarının, geride Muslera’nın olduğunu bilerek güvenle oynamaları Galatasaray adına ligin kalanı için çok büyük bir takviye olacak. Muslera adeta yeni bir transfer gibi… Ben iki yıl önce “Muslera maç kurtaran değil, şampiyonluk kurtaran kalecidir” dediğim zaman, bazı çevrelerden tepki almış ve “Şampiyonluk takımla kazanılır bir kişiye bağlanamaz” şeklinde eleştirilmiştim. Hala aynı noktadayım. Muslera Galatasaray için şampiyonluk kurtaran kalecidir. Ve bazen bir oyuncu, çok oyuncudur!

VER KIRMIZIYI !
Spor ‘da transfer dönemleri bir başkadır. Bazıları eleştirse de Türkiye’nin ilk kez duyduğu pek çok transfer haberi hep A Spor ekranlarında verildi. Bu zincirin son halkaları Mesut Özil ve Attila Szlai transferleri oldu. “Fazla tevazunun sonu, vasat insandan nasihat dinlemektir” demiş İbn-i Haldun. Dolayısıyla kimse kusura bakmasın, tevazu göstermek yerine A Spor ekibinin geceli gündüzlü haber telaşını övmek durumundayım. Tabii devre arası transferi zordur. Bu ekonomik şartlarda daha da zor olduğu ortada. Bu nedenle nispeten durgun bir süreç yaşıyoruz. Yine de önümüzdeki günler özellikle Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor adına yeni transfer hamlelerine sahne olacak. Özellikle son hafta; hatta son bir, iki gün haberler pik yapacak. Dolayısıyla biz de “Ver kırmızıyı” demeye devam edeceğiz.

KAPIKULE’NiN DIŞI
Kapıkule’nin dışı” ifadesi eskiden, takımlarımız ve oyuncularımız için Türkiye’nin dışında başarı örneği olmadığını vurgulamak için kullanılırdı. Zamanla oyuncularımız, hatta çok eleştirdiğimiz hakemlerimiz bile yurt dışında boy gösterip, başarılı işler çıkardı. Bu gelişim içinde kısa süreli bir Fatih Terim örneği dışında yurt dışındaki önemli liglerde boy gösterip, başarılı olan bir teknik adamımız çıkmadı. Teknik adamlarımız, eleştirmeye gelince mangalda kül bırakmıyor ama Afrika ve Körfez ülkelerindeki münferit tecrübeler dışında Avrupa’nın beş büyük liginde “benim” diyen bir hocamız olmadı maalesef. Futbolumuzu eleştirirken, acaba teknik adam ayağını çok kolay mı göz ardı ediyoruz?

BAĞIŞ KAMPANYASI DERKEN…
Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz SMS üzerinden bir bağış kampanyası başlattıklarını duyurup, ilk katılım olarak kendisinin ve Abdürrahim Albayrak’ın 500’er Bin TL bağışladığını açıkladı. Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Denizlispor maçından sonra bu kampanya kendisine sorulduğunda “Bağış kampanyası mı? Kim başlattı?” diyerek konudan haberi olmadığını söyledi. Aynı gün! Gel de “Haydaa” deme! Bağış kampanyası falan derken, Terim ile Cengiz’in arasındaki iletişim kopukluğu bir kez daha göz önüne çıktı. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın geçmiş kampanyaları düşünülecek olursa, bu tip organizasyonlarda top yekûn birlikteliğin önemi görülecektir. Başkanı kampanya duyurup, teknik direktörü “haberim yok” diyen kulüp bu işi ne kadar iyi yapabilir?

BURAK VE MESUT
Burak Yılmaz, “Mesut Özil’e başarılar dilerim ama açıkçası benimle A Milli Takım’da forma giymiş oyuncularla ilgili yorum yapmak isterim” diye konuşunca polemikler aldı başını yürüdü. Mesut’u Türk Milli takımını seçmediği için eleştirmek milliyetçilik penceresinden bakınca yapılabilecek en kolay iş. Bu yaklaşım kolayca destek de bulabilir. Ancak ne kadar hakkaniyet içerir tartışırım. Ben yurt dışında yaşayan Türk futbolcuların milli takıma yönelik tercihlerinin kariyer yollarını belirlediğini düşünüyorum. Mesut o tarihte Almanya’yı seçmese Real Madrid ve Arsenal’de on yıldan fazla forma giyebilir miydi acaba? Bu durum Burak’ın Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, Galatasaray ve yeniden Beşiktaş’a uzanan kariyer yolculuğundaki tercihlerinden çok da faklı değil bana göre. Bu süreçte yaptığı transferler nedeniyle Trabzonspor ve Beşiktaş taraftarının boy hedefi olmadı mı Burak? İki oyuncunun yaptığı tercihler, birinin diğerinden daha vatansever olduğu sonucunu doğurabilir mi? Mesut milli takımda sabahlara kadar kumar oynayan, prim pazarlığı yapan ya da uçakta gazeteci tartaklayan milli futbolculardan daha mı az milliyetçi? Ne zaman Türk ve Müslüman kimliğini sakladı? Sahada ellerinin açıp dua ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yan yana poz verirken ya da Uygur Türklerinin hakkını korumak için açıklama yaparken daha mı az bizdendi? Burak Yılmaz bence Türk futbolunun son yıllarda gördüğü en iyi forvettir. Benim gönlüm onun saha dışında da saha içindeki kadar iyi anılmasından yana. Bu nedenle yaptığı son açıklamayı, yapılmamış saymayı tercih ediyorum!

ENDER BİLGİLER – ENDER BİLGİN

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın